Tarihin Sessiz İzleri: Almanya’da Üç Asırlık Türk Kültürü Saadet Partisi’nin Düzenlediği Konferansta Hamburg’da Konuşuldu
Hamburg Saadet Partisi Bölge Temsilciliğinin düzenlediği, Almanya Coğrafyasında kültür izlerimiz başlıklı konferansta konusan, Dr. Latif Çelik, Türk-Alman ilişkilerine tarihî bir mercek tuttu. Göçten çok önceye uzanan bağlara dikkat çekildi. Tarih, Araştırmacı, Yazar kimlikli konuşmacı Çelik, Kültürel Kimlik ve Entegrasyon, Kültürel kimliğin kimlik inşasında rolü konusunda ayrıntılı bir anlatım sundu.

Hamburg’da Saadet Avrupa Hamburg Bölge Merkezi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen “Almanya Coğrafyasında Kültür İzlerimiz” başlıklı konferans, tarih meraklılarını ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdi. Araştırmacı-gazeteci ve tarihçi Dr. Latif Çelik’in konuşmacı olduğu etkinlik, Türk-Alman ilişkilerinin göçten ibaret olmadığını, derin tarihî köklerinin bulunduğunu etkileyici örneklerle gözler önüne serdi.

“GÖÇTEN ÖNCE KÜLTÜR VARDI”
Dr. Latif Çelik, konuşmasında 1961’deki iş gücü anlaşmasının Türk-Alman ilişkilerinin sadece bir parçası olduğunun altını çizdi. Osmanlı ile Almanya arasındaki diplomatik, askeri ve kültürel ilişkilerin çok daha önce başladığını belirterek şunları söyledi:
“Eğer biz tarihimizi sahiplenmezsek, çocuklarımız sadece ‘işçinin çocuğu’ kimliğiyle anılır. Oysa geçmişimiz çok daha derin ve güçlüdür.”
Çelik, Türkiye’nin Almanya’ya işçi gönderme talebinde ısrarcı olduğunu, hatta Almanya’nın bu konuda başta isteksiz davrandığını da arşiv belgeleriyle destekledi.
ALMANYA’YA GİDEN İLK KUŞAK: CAMLARI KAPATANLAR
İlk göç dalgasında yaşanan anekdotlar katılımcıları hem duygulandırdı hem düşündürdü. Bulgaristan üzerinden Almanya’ya geçen bir işçinin anlattığı “Komünistlik bulaşır diye camları kapattık” hikâyesi, dönemin bilgi eksikliğini ve korkularını gözler önüne serdi.
Ayrıca okuma yazma bilmeyen ilk kuşağın iletişim kurma çabaları ve kültürel yabancılık duygusu da dikkat çekici örneklerle aktarıldı.

İNŞAATIN 10. KATINDA TÜRK VARDI
Dr. Çelik, Almanya’ya sadece beden gücüyle değil, mesleki bilgiyle giden Türk gençlerinin de olduğunu vurguladı. 1957’de “Heuss-Türken” olarak adlandırılan meslek lisesi öğrencilerinin Almanya’ya geldiğini hatırlatarak, bu gençlerin yalnızca çalışmaya değil, kültürel köprüler kurmaya da geldiklerini söyled
NAZİLERDEN KAÇAN ALMAN AKADEMİSYENLER VE TÜRKİYE
1933-45 yıllarında Türkiye’ye gelen Alman akademisyenlerin Türk eğitim sistemine katkılarını da hatırlatan Dr. Çelik, bu iki yönlü kültürel ilişkinin tarihî derinliğini şu sözlerle vurguladı:
“Onlar sadece sığınmadı, Türkiye’nin üniversitelerini inşa ettiler. Derslerini Türkçe vermeyi öğrendiler, çünkü kültürel karşılıklı saygı bunu gerektiriyordu.”
KÜLTÜR BİLİNCİ, KİMLİĞİN TEMELİDİR
Saadet Hamburg’un yeni bölge merkezinde düzenlenen program, kültürel farkındalığın artırılmasına yönelik önemli bir adım olarak değerlendirildi. Etkinliğin moderatörlüğünü üstlenen Ahmet Avcı ve açılış konuşmalarını yapan Bölge Başkanı Salih Demirci, kültürün sadece geçmişin değil, geleceğin de temeli olduğunu vurguladı:
“Geçmişini bilmeyen toplumlar geleceğini inşa edemez.”
DR. LATİF ÇELİK KİMDİR?
Almanya’da yaşayan tarihçi, gazeteci ve yazar Dr. Latif Çelik, Türk-Alman ilişkileri, kültür tarihi ve entegrasyon üzerine 12’den fazla kitap kaleme almış, İKG Enstitüsü’nü (Kültür Tarihi ve Entegrasyon Araştırmaları Enstitüsü) kurmuştur. Halen Türk-Alman kroniği üzerinde çalışmaktadır.
SONUÇ TARİH, GELECEĞE AÇILAN KAPIDIR Konferans, katılımcıların sorularının yanıtlandığı bir bölüm ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi. Dr. Çelik’in mesajı açıktı: Tarihi bilmek, sadece geçmişi anlamak değil; geleceği sağlam temeller üzerine kurmaktır.
Haber ve Fotoğraflar: Ali Akdemir
