Hamburg’da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarımız, yıllardır kültürümüzü yaşatmak, dilimizi korumak ve toplumumuzu bir arada tutmak adına önemli görevler üstleniyor. Ancak son dönemde katıldığım bazı etkinlikler, beni ciddi anlamda düşündürdü ve bu satırları yazmaya mecbur bıraktı.
Ne yazık ki birçok etkinlikte asıl amaçtan uzaklaşıldığını görüyoruz. Programlar neredeyse tamamen oyun, müzik ve eğlence üzerine kurulu. Üstelik yüksek sesli, rahatsız edici müzikler eşliğinde… Peki bu etkinliklerde derneklerin çalışmaları nerede? Kültürel faaliyetler nerede? Türkçe dersleri, gençlere yönelik projeler, Almanya’daki sosyal çalışmalar neden anlatılmıyor?
Etkinliğe gelen misafirlerimize, özellikle de gençlerimize, dernek hakkında en temel bilgiler dahi verilmiyor. Derneğin ne zaman kurulduğu, hangi amaçla faaliyet gösterdiği, bugüne kadar neler yaptığı çoğu zaman bilinmiyor. Bu durum sadece katılımcılar için değil, derneklerin kendi geleceği açısından da ciddi bir sorun.
Daha da üzücü olan ise, kürsüye çıkan bazı konuşmacıların yeterli bilgiye sahip olmaması. Davet edilen Türkiye’den gelen temsilciler hakkında dahi önceden hazırlık yapılmadığını görüyoruz. Mikrofon başında isimlerin yanlış okunması, hatta bazen hiç bilinmemesi, organizasyonlardaki ciddiyet eksikliğini açıkça ortaya koyuyor.
Oysa bu etkinlikler birer kültürel buluşma, birer kimlik aktarımı alanı olmalı. Eğlence elbette olacak; müzik, sohbet, birliktelik kıymetlidir. Ancak eğlence, içi boş bir gürültüye dönüştüğünde; bilgi, kültür ve bilinç geri planda kaldığında, geriye sadece vakit kaybı kalır.
Bu noktada dernek başkanlarına ve yönetim kurulu üyelerine büyük görev düşüyor. Etkinlikler daha planlı, daha bilgilendirici ve daha kurumsal bir çerçevede hazırlanmalıdır. Kullanılan dil daha özenli, daha resmi ve temsil gücü yüksek olmalıdır. Çünkü bu kurumlar sadece birer dernek değil, aynı zamanda toplumumuzun aynasıdır.
Elbette yerel basının da sorumluluğu var. Yanlışları görmezden gelmek yerine, yapıcı bir dille dile getirmek; eksikleri gündeme taşımak hepimizin yararınadır. Amaç yıpratmak değil, daha güçlü ve bilinçli bir sivil toplum yapısı oluşturmaktır.
Kültürümüzü, dilimizi ve değerlerimizi yaşatmak istiyorsak; eğlencenin arkasına saklanmadan, sorumluluk almamız gerekiyor. Aksi halde müzik susar, ışıklar söner ama geriye anlatacak bir hikâyemiz kalmaz.